Audi iç mekan tasarımında yön değiştiriyor

Audi otomobillerde büyük ekran trendini sorguluyor. Marka sade iç mekan ve kullanıcı odaklı tasarıma yöneliyor.
Audi iç mekan tasarımında yön değiştiriyor

Otomobil endüstrisinde son yıllarda iç mekan tasarımının merkezine büyük dokunmatik ekranlar yerleştirildi. Fiziksel düğmelerin ve klasik kontrol elemanlarının yerini giderek daha büyük ekranlar aldı. Hatta bazı modellerde ön konsol neredeyse tamamen ekranla kaplanır hale geldi. Audi de uzun süre bu yaklaşımı benimseyen markalar arasında yer aldı. Ancak bu anlayış artık sorgulanmaya başlanıyor. Audi’nin baş tasarım sorumlusu Massimo Frascella tarafından yapılan açıklamalar markanın bu konuda yeni bir bakış açısına yöneldiğini gösteriyor. Frascella daha büyük ekranların otomatik olarak daha iyi bir kullanıcı deneyimi sunduğu fikrine katılmadığını açıkça ifade ediyor. 

Ona göre ekranların büyümesi çoğu zaman kullanım kolaylığı yerine dikkat dağınıklığı yaratıyor. Sürüş sırasında ekrana odaklanmak güvenlik açısından da soru işaretleri doğuruyor. Bu nedenle ekran boyutlarının kontrolsüz biçimde büyütülmesini “teknoloji için teknoloji” yaklaşımı olarak nitelendiriyor. Audi cephesinde bu sorgulama yalnızca estetik değil işlevsellik temelli bir değerlendirmeye dayanıyor. Kullanıcının araçla kurduğu ilişki yalnızca görsel şov üzerinden değil sezgisel kullanım üzerinden tanımlanmak isteniyor. Bu bakış açısı Audi’nin iç mekan felsefesinde önemli bir kırılmaya işaret ediyor.

Kullanıcı deneyimi yeniden merkeze alınıyor

Audi’nin yeni yaklaşımında temel hedef kullanıcı deneyimini yeniden tanımlamak olarak öne çıkıyor. Büyük ekranların sunduğu bilgi yoğunluğu her zaman kullanıcı için avantaj anlamına gelmiyor. Özellikle sürüş esnasında karmaşık menüler ve dokunmatik kontroller dikkat dağıtıcı olabiliyor. Audi bu noktada daha dengeli bir iç mekan anlayışını benimsiyor. Frascella’ya göre iyi bir otomobil iç mekanı sürücünün sezgisel olarak kullanabileceği bir yapıya sahip olmalı. Kontrollerin nerede olduğunu düşünmek yerine sürüşe odaklanmak esas olmalı. Bu nedenle fiziksel düğmelerin tamamen ortadan kaldırılması yerine anlamlı bir denge kurulması hedefleniyor. 

bbe52d11-e122-4c34-b9b6-ae797dbf221b.webp

Audi’nin yaklaşımı teknolojiyi geri plana itmek değil onu görünmez hale getirmek olarak tanımlanıyor. Kullanıcı ihtiyaç duyduğunda teknoloji devreye giriyor ancak sürekli göz önünde olmuyor. Bu anlayış sürüş güvenliği ve konforu birlikte ele alıyor. Audi açısından iç mekan tasarımı bir vitrin olmaktan ziyade sürücüyü destekleyen bir alan olarak görülüyor. Bu yaklaşım markanın premium algısını da farklı bir noktaya taşıyor. Gösteriş yerine işlevsellik ve sadelik ön plana çıkarılıyor.

Concept C yeni tasarım anlayışını yansıtıyor

Audi’nin bu yeni yaklaşımının ilk somut örneklerinden biri Concept C isimli spor otomobil konseptinde görüldü. Concept C modeli Audi’nin “shy tech” olarak adlandırdığı sade teknoloji anlayışını temsil ediyor. Bu tasarımda teknoloji geri planda tutulurken iç mekan daha temiz ve düzenli bir yapıya kavuşuyor. Ön panelde devasa ekranlar yerine panelin içine entegre edilmiş daha küçük bir ekran tercih ediliyor. Bu ekran ihtiyaç duyulduğunda devreye giriyor ancak sürekli dikkat çekmiyor. Concept C iç mekanı geçmiş Audi modellerindeki ergonomi anlayışını modern bir yorumla yeniden ele alıyor. Fiziksel kontrollerin tamamen ortadan kaldırılmaması kullanıcıya tanıdık bir kullanım hissi sunuyor. Aynı zamanda modern dijital altyapı da korunuyor.

 Audi bu konsept ile iç mekanın bir teknoloji gösterisi olmak zorunda olmadığını vurguluyor. Sade tasarım anlayışı aracın sportif karakteriyle de uyumlu bir bütün oluşturuyor. Concept C Audi’nin gelecekteki modelleri için bir tasarım laboratuvarı işlevi görüyor. Bu konsept markanın büyük ekran yarışından bilinçli şekilde uzaklaşabileceğinin güçlü bir işareti olarak değerlendiriliyor.

Audi kendi yolunu çizmeye hazırlanıyor

Audi’nin ekran odaklı tasarım anlayışını sorgulaması markanın genel stratejisinde daha geniş bir değişimin parçası olarak görülüyor. Frascella’nın açıklamalarına göre Audi en iyi performansını kendi kimliğine güvendiğinde sergiliyor. Rakip markaların izlediği yolu bire bir takip etmek yerine Audi müşterilerinin gerçek ihtiyaçlarını merkeze alan bir yaklaşım benimseniyor. Bu da trendlerin peşinden gitmek yerine yeni standartlar belirleme hedefini beraberinde getiriyor. Audi’nin bu vizyonu üretim modellerine ne ölçüde yansıtacağı zamanla netleşecek. Ancak mevcut sinyaller markanın iç mekan tasarımında daha sade daha işlevsel ve daha kullanıcı dostu bir çizgiye yöneldiğini gösteriyor. Büyük ekranların cazibesine kapılmadan dengeyi koruyan bir tasarım anlayışı Audi’nin premium kimliğini farklılaştırabilir. Otomobil dünyasında her markanın aynı tasarım diline yöneldiği bir dönemde Audi’nin kendi yolunu çizme kararlılığı dikkat çekiyor. Bu yaklaşım sadece estetik değil uzun vadeli marka algısı açısından da önemli bir hamle olarak öne çıkıyor.

Yorum Yaz

Yorumun minimum 10 karakter olmalıdır. (0)

Yorumlar