Türkiye beyaz eşya sektörü 2025 yılında hem iç pazarda hem de ihracatta zorlu bir dönemden geçti. Satış rakamları düşerken üretim tarafında da yavaşlama dikkat çekti. Sektör temsilcileri, talep daralmasının kalıcı hale gelmemesi için önlem çağrısında bulunuyor.
Türkiye beyaz eşya üretiminde Avrupa’nın en büyük merkezlerinden biri olmasına rağmen, küresel ve yerel ekonomik koşullar sektörü olumsuz etkiledi. Artan maliyetler ve talep düşüşü, 2025’i kritik bir yıl haline getirdi.
İç pazarda satışlar yüzde 3 azaldı
Türkiye Beyaz Eşya Sanayicileri Derneği verilerine göre altı ana ürün grubunda iç piyasaya yapılan satışlar yüzde 3 geriledi. Toplam satış adedi 9,9 milyon seviyesinde kaldı.
Faiz oranlarının yüksek seyretmesi ve tüketici harcamalarındaki yavaşlama iç pazardaki daralmanın başlıca nedenleri arasında gösteriliyor. Beyaz eşya gibi yüksek tutarlı ürünlerde finansman koşulları, satın alma kararlarını doğrudan etkiliyor.

Taksit düzenlemesi yeniden gündemde
Sektör temsilcileri iç pazarın yeniden hareketlenmesi için taksit imkanlarının genişletilmesi gerektiğini vurguluyor. Beyaz eşyanın artık lüks değil, temel ihtiyaç ürünü olduğuna dikkat çekiliyor.
Taksit sayısının artırılması ve finansmana erişimin kolaylaştırılması halinde, ertelenen talebin yeniden devreye girebileceği ifade ediliyor. Bu adımın hem tüketiciye hem de üreticiye nefes aldıracağı belirtiliyor.
İhracat 8 yıl geriye gitti
2025’te ihracat tarafında da tablo parlak olmadı. Sektörün ihracatı bir önceki yıla göre yüzde 10 düşüşle 20,2 milyon adede geriledi. Böylece ihracat rakamları 2017 seviyelerine indi.
Avrupa pazarındaki talep daralması ve yoğun fiyat rekabeti ihracattaki düşüşün temel nedenleri arasında yer aldı. Özellikle Asya merkezli üreticilerin agresif fiyat politikaları Türk firmalarının rekabet gücünü zorladı.
Üretim ve istihdam baskı altında
İhracattaki gerileme üretim rakamlarına da yansıdı. 2025’te toplam üretim yaklaşık yüzde 9 azaldı. Buna rağmen sektör, on binlerce kişiye doğrudan, yüz binlerce kişiye dolaylı istihdam sağlamaya devam ediyor.
Ancak mevcut tablo sürdürülebilirlik açısından riskler barındırıyor. Uzun süreli daralma, yatırım iştahını ve istihdamı olumsuz etkileyebilir.
Made in Europe beklentisi
Sektör Avrupa Birliği’nde tartışılan “Made in Europe” düzenlemelerini yakından takip ediyor. Türkiye’nin bu kapsama dahil edilmesinin, ihracat ve rekabet gücü açısından önemli avantajlar sağlayacağı ifade ediliyor.
Mevcut entegrasyon düzeyi, lojistik avantaj ve üretim kapasitesi dikkate alındığında, Türkiye’nin bu sürecin dışında bırakılmaması gerektiği vurgulanıyor.